Ana bet Güncel El-Kaide, Breivik ve Lubitz

El-Kaide, Breivik ve Lubitz

0 650

Özellikle 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası terör ve terörizm kavramları 21. yüzyıla damgasını vurdu. Hatta ve hatta uğruna savaşlar başlatıldı. Buna ABD ‘Terörizmle Savaş’ adını verdi, ülkeler işgal edildi, binlerce masum hayatını kaybetti. Yalnız terörizmle savaşın imkânsız olduğunu, terörizmle ancak mücadele edilebileceğini herkes unuttu. Çünkü burada klasik bir savaştan bahsedemeyiz, terörizmin ordusu yoktur, onlar ruh gibidir, gelir en can alıcı yerinden vurup kaybolur, giderler. Terörizme savaş açarak galip gelemezsin, iki taraf da galip gelemez ve bunun en büyük kanıtı ABD’nin Irak’taki ve Afganistan’daki askeri kampanyaları oldu. Tüm bu hatalar zincirinin bilançosu ise ağır oldu: terör saldırılarında ölen bir kişiye, ‘Terörizmle Savaş’ da 70 kişi hayatını kaybetti.

Batı ülkelerindeki medya ve siyasetçilerin yardımıyla ise neredeyse terörizmin İslam dinine özgü bir şeymiş gibi gösterilmek istendi, gösterilmeye de devam ediyor. Fakat son birkaç yıl içerisinde yaşanan bazı olaylar, Avrupalılar her ne kadar kabul etmek istemese de, bunun böyle olmadığı açıkça görünüyor. Avrupa’da son 15 yıl içerisinde düzenlenen en kanlı iki El-Kaide saldırısında neredeyse Andres Breivik ve Andreas Lubits’in ‘delilikleri’ sonucu kadar masum insan hayatını kaybetti. Sayılar asla yalan söylemez: El-Kaide’nin Madrid saldırılarında 192 kişi hayatını kaybetti, Londra saldırılarında ise 55 masum katledildi, toplamda 247 kişi hayatını kaybetti. Breivik’in ‘deliliği’ sonucu 77, Lubitz’in ‘deliliği’ sonucu 150, toplamda ise tam 227 kişi katledildi.

Buradaki en ilginç nokta ise Avrupa basınında bu olayların nasıl sınıflandırıldığıdır. EL-Kaide saldırılarına ‘insanlığa karşı suç’, ‘barbarlık eylemleri ‘ gibi haklı tespitler yapılsa da, Lubitz ve Breivik’in eylemleri kasten terörizm olarak tanımlanmıyor. Breivik saldırılardan önce çok kültürlülük karşıtı ve aşırı sağcı ideolojilerini anlatan, Türkçesiyle “Bir Avrupa Bağımsızlık Bildirgesi-2083” başlıklı 1516 sayfalık bir manifesto yayınlamasına ve mevcut düzenin değişmesini hedeflemesine rağmen,  Lubitz’in kız arkadaşına göre ise onun ‘bir gün bu sistemi değiştirecek öyle bir şey yapacağım ki, tüm dünya benim kim olduğumu bilecek’ dediğini iddia etmesine rağmen, tüm bunların açıkça terörizm kavramıyla örtüşmesine rağmen, onların zihinsel dengesiz oldukları öne çıkarılıyor. ‘Delilik’ ve ‘kitle katilleri’ olarak adlandırılıyor. Birkaç gün önce Deutsche Welle’nin Lubitz’i konu alan bir yazısında ise daha da ileri gidiyor ve savunmaya bedel ,‘İntihara kalkışanlar katil olursa’ başlığını okuyucularına atıyor.

Neden Avrupa ve Dünya basını bu duruşu sergiliyor? Çünkü terörizmi tek bir dinle sembolize etmek, onun bir aleti olarak kabullendirmek istiyor! Aynı zamanda 21. yüzyılın en büyük korkuluğu olan El-Kaide’nin Avrupa değerlerinde yetişen iki genç kadar ölümcül olduğu görülüyor. En ilginç olanı ise bu iki genç hakkında şu psikolojik profillerin ortaya atılmasıdır: Breivik için ‘tüm ülkelerden insanlarla kibarca çalışabilen’, Lubitz için ise “sakin, dengeli, samimi ve neşeli bir kişi”.

Tüm bu yaşananlar terörizmin delilik ile el ele gittiğini, ne dinden, ne eğitim seviyesinden, ne de doğup büyüdüğün yerden, ister Oslo’dan ister Almanya’nın sakin ve küçük bir şehrinden, ister Kabil’den, ister Bağdat’tan olursa olsun, etkilenmediğini açıkça gösteriyor! Her ne kadar Avrupa bunu kabul etmek istemese de!

YASAL UYARI: Sanal yerliğimizde yayınlanan yorum yazıları ya da salıkların tüm düzü Eke Börü Köktuğu KUNT ile ilişiktir. Kaynak gösterilse de biri bile özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu salık ya da yazılar sadece haber.bg yerliğince sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

YORUM YOK

Yanıt Bırak