Çarşamba, Mayıs 23, 2018
Home Kimlikler Bu yayınlarla kimliklendirilenler "Lütvi Mestan"

Lütvi Mestan

0 659

Konuşmayı olduğu gibi hiç düzeltmeden yayınlıyoruz.

Sayın Başkan, 

Bayanlar ve Baylar,

İnsanlık tarihi milyonlarca insanın hayatına mal olmuş büyük çaplı ve sonsuz trajedi dizilerden oluşmaktadır. Bugün kurbanların acılarını ve duygularını paylaşmamız bizim borcumuz, ancak çağdaş siyasetin çekimser kalması gerekiyor, çünkü tarihsel olaylara karşı seçmeli bir yaklaşım hakkı bulunmamaktadır.

Bugün çeşitli halkları birbirine düşürmeyecek, karmaşık ve bir o kadar da çelişkili tarihi mirastan bazı konuların bilinçli olarak gün yüzüne çıkarılmaması, siyasi bir sağduyu örneğidir. ‘ATAKA’nın oylamaya sunduğu tarihsel konulu taslak tam bunun tersini amaçlıyor – günümüzdeki çatışmacı siyasi bir davranışın sömürülmesi.

İnsanlığa karşı işlenen en kapsamlı suçu, Holokost’u yazılarında ve kitaplarında inkâr eden bir siyasi lider ve onun partisi bu seçmeli yaklaşımı neden sergiliyor? ‘Ataka’ liderinin bu konuya adadığı kitapları açın. Onun için bugün ‘ATAKA’nın konumu sorusu önemli değil. Onların konumu yıllardan beri bellidir. Soru bu: ‘ATAKA’nın oylamaya sunduğu çözünürlük taslağına karşı diğer siyasi partilerin tutumu ne olduğudur?

Hak ve Özgürlükler Hareketi Meclis Grubu sunulan bu taslağa red oyu kullanacak. Bu olaylara genel bir değerlendirme yapılması ihtiyacına karşı olduğumuzdan değil. Bulgaristan Meclisi’nin yanlış bir müdahalesiyle genel bir değerlendirme yolunun gerçekleştirilmesine engel olabileceğine inandığımızdan dolayı.

Değerli bayanlar ve baylar!

Bu konuyla ilgili tutum alan ulusal parlamentoların listesini elimde tutuyorum. Dikkat ediniz – hepsinde de bildirge şeklinde yayınlanan siyasi değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu olayların değerlendirilmesinde ülkelerin çoğu ‘soykırım’ kelimesini kullanmamışlar ve bu kelimenin kullanıldığı durumlarda da siyasi bir tutumun söz konusu olduğunu görmekteyiz.

‘GERB’teki meslektaşlarıma da sesleniyorum – Bulgaristan Meclisi bunu çözünürlük taslağı olarak görüşen tek meclistir ve Bulgaristan Anayasası’na göre çözünürlüklerin kanun gücü vardır. Genel durumu veya bir ilkeyi konu alan siyasi bir tutumu ifade etmekten çok daha fazlasıdır.

Bir düşünün, neden hiçbir bir ulusal parlamento kanun gücü bulunan bir eylem girişiminde bulunmamış, neden tek bir örnek bile yok? Aslında son derece hassas olmamız gerekiyor, böyle bir emsal vardı. Bu Senato tarafından da onaylanan Fransa Parlamentosu’nun kararıydı ancak haklı bir şekilde Fransa Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi.

Değerli bayanlar ve baylar!

Özelliklede de tüm Meclis gruplarında yer alan hukuk uzmanlarına sesleniyorum. Avrupa vicdanının ve totalitarizmin konu alındığı Avrupa Parlamentosu çözünürlüğünden çok önemli birkaç pasajı hatırlatmak istiyorum.

Orada okuyoruz: ‘tarihsel olayların siyasi olarak resmi bir şekilde yorumlanması göz önünde bulundurulduğunda, dikkatinizi çekerim, ulusal parlamentoların çoğunluk ile alınan karalar vasıtasıyla uygulanmamalı. Avrupa Parlamentosu’nun kesin bir tezidir.
İkincisi: tarihsel olayların siyasi olarak resmi bir şekilde yorumlanmasının kanun yapılamayacağını göz önünde bulundurduğumuzda, tarihsel olayların siyasi olarak değerlendirebileceği, ancak kanuna dönüştürülemeyeceği kararına varıyoruz.

Biz Hak ve Özgürlükler Hareketi olarak tam bunu savunuyoruz. Çünkü bilim adamlarının yetkinliğinde bulunan tarihsel değerlendirmeler, düşünceye yön ve içerik taslayan bağlayıcı hukuk normlarına dönüştürülmesi kabul edilemez. Meclis gerekli davranış normları uygulayabilir, ama zorunlu düşünce normları uygulayamaz. Eğer Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin bu konumu sizin için yeterli değil ise Avrupa Parlamentosu çözünürlüğünü bir kez daha gözden geçirin.

Soruyoruz: tarihin bugünün ayrımcılık çizgilerine dönüştürülmesinden kim ihtiyaç duyuyor? Bu tarihi yıkıcılıktan kim ihtiyaç duyuyor? Ayrıca biz bu tarihi olayda taraflardan biri olan Türkiye Cumhuriyeti ile komşuyuz. Onlarla NATO gibi bir uluslararası antlaşmada yer alıyoruz ve stratejik ortaklığımız bulunuyor.

Bu sorunun uluslararası boyutunu vurgulamam, bir şey için daha çağrıda bulunmamla bağlantılı: ABD Cumhurbaşkanının bu konuyla ilgili yaklaşımını da çok dikkatli bir şekilde okuyun. ABD Cumhurbaşkanı ‘soykırım’ kelimesini kullanmıyor. Hatta sorunun jeopolitik boyunda bile Rusya ile ortak askeri antlaşması bulunan diğer tarafın durumuna değiniyor. Türkiye ise NATO üyesi bir ülkedir.

Biz bu çözünürlük tasarısına ret oyu kullanacağız. Hem Avrupa Parlamentosu çözünürlüğüne dayanarak, hem de başka bir nedenden daha: Bu olayları vurguluyorum Bulgaristan bir çözünürlük ile değerlendiren ilk ülke olamaz, çünkü bu hiç kuşkusuz stratejik önemi bulunan bir komşu ülke ile ikili ilişkilerin kalıcı olarak yara almasına neden olacak.

Değerli bayanlar ve baylar,

Bugün Meclisin alabileceği tek doğru kararın bu tartışmaya son vermesi ve çözünürlük tasarısıyla tarihsel olayların değerlendiremeyeceği tezini kabul etmesi diye düşünüyorum.

Bugünkü tartışmalara neden olan kurbanları ölçek aldığımızda, başka olaylar ile eşdeğer olan diğer birçok trajik tarihsel olayları sıralamayacağım. Neden böyle bir seçmeli yaklaşımın olduğu sorusuna cevabınız yok, değil mi?

Aynı zamanda modern Türkiye’de Hıristiyanların yaşamadığı üniter bir devlet olduğu iddialarını ortaya atan bazı konuşmacılarla tartışmaya bile girmeyeceğim. Bu en azından Türkiye Cumhuriyeti’nde, İstanbul’da yaşayan Bulgar Ortodoks toplumuna bir hakarettir, çünkü onlar kiliselerinin mülkiyetlerini aldılar ve Bulgar Eksarhlıkları var. Hepiniz çok iyi biliyorsunuz Türk devletinin büyük kaynaklar ile herhangi bir kiliseyi değil de tam ‘Aya Stefanos’u tamir ettiğini.

Değerli bayanlar ve baylar,

Sizlerdeki bu çözünürlük tasarısını destekleme duygusunun ne kadar güçlü olduğunu biliyorum, çünkü günümüze bakıldığında Bulgaristan’da ne yazık ki toplumdaki popülist ve aşırı milliyetçi duyguları hortlatan çok ağır bir hoşgörü krizinde yaşıyoruz. Ancak sağduyu bizden tarihten ders çıkarmamızı istiyor. Sağduyu tarihsel olayları günümüzün siyasi argümanlarına dönüştürmemizi istemiyor.

Karar sizin, sorumlulukta sizin. Bizim konumumuz kesin. Bizim konumumuz geçmişten alınan derslerle geleceğe doğru bakmak.

Teşekkür ederim!

Kaynak: HÖH

0 543

Bulgaristan Halk Meclisi Yaz Dönemi Oturumlarına başladı. Gelenek olarak mecliste temsil edilen her grup demeç verme hakkına sahip. HÖH Meclis grubu başkanı Lütvi Mestan konuşmasına ABD’de başlayan başkan yarışındaki Hilari Klintın’ın (Hillary Clinton) İspanyol dilli oyverenlerle İspanyolca iletişim kurduğu örneğini verdi. Ardından kendisinin de dâhil olduğu, seçim çalışmaları sırasında HÖH’lü milletvekili adaylarının anadili Türkçeyi de resmi dil Bulgarca ile birlikte kullandıkları için kesilen 12 adet para ceza kararlarını gösterdi. Orada Filibe (Plovdiv) Valisi Rozalin Petkov’un kestiği iki adet para cezası kararına değindi. Bu kararlarda ödenecek para miktarının 681 leva olarak belirlendiğini özellikle altını çizdi. Ceza gerekçesinin suçlu davranış olduğunu belirtti.

681 yılında Tuna boyunda ilk Bulgar devleti kurulmuştur. Deneyimli siyasetçi bu simgesel rakamın “bu devlet bizim”, “sizler yabancısınız”, “burada yaşamak istiyorsanız kimliğinizden vazgeçin” olarak yorumladı. Devamında, “ben de, Tunçer de, Ferihan da, Mustafa da Bulgaristan’ın evlatlarıyız”, dedi.

Ayrıca Mestan iktidar yanlısı partiler tarafından yeni Cesa Yasasında Türkçe konuşmanın genel suç olarak tanımlanmasının istendiğini ve orada para cezası yerine 3 ile 6 yıl hapis cezası öngörüldüğü bilgisini verdi.

AGİT’in endişeleri

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından yayınlanan resmi bir raporu göstererek atıfta bulunan Lütvi Mestan, orada Bulgaristan’da uygulanan ayrımcılık konusunda ciddi endişeler tespit edildiğini söyledi. Ülkede NFSB (Bulgaristan Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe), MVRO – BND (İç Makedon Devrimci Örgütü – Ulusal Bulgaristan Hareketi) ve BNS (Bulgaristan Ulusal Birliği) gibi aşırı sağcı (faşist) siyasi partiler ve grupların çalışmalar yürüttüklerinin yazdığını bizzat 22. fıkrayı okudu.

0 1023

Peygamber sevgisinden Düğün Gecesine yolculuk

Bulgaristan’daki Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü Sofya’da tasavvuf müziği konseri düzenledi.

Başkentin Ulusal Kamutay (Meclis) binasındaki Sveta Sofia salonundaki konserin açılışında konuşan Başmüftü Dr. Mustafa Aliş Haci, Hz. Muhammed’in (SAV) dünyaya geldiğinde, dünya üzerine karanlık çökmüş olduğunu, kendisinin de Peygamber olarak insanlığa yol gösterdiğini söyledi. Anadolu ajansının geçtiği haberde Başmüftü Mustafa Haci, sözlerini şöyle sürdürdüğünü yazdı:

“Maalesef, bin 400 yıl sonra insanoğlu gene doğru yoldan uzaklaşmış, insanlık değerlerini kaybetmiş ve dolayısıyla yeni bir peygambere ihtiyaç duymaktadır. Hz. Muhammed’den sonra başka bir Peygamber gelmeyeceğine göre, insanlığa örnek olabilecek Müslümanlar, Peygamberi güzel anlayıp bütün insanlara anlatmaları gerekmektedir.”

Kutlu Doğum haftası dolayısıyla düzenlenen konserin başında Edirne’deki Selimiye Cami’si başimam hatibi Süleyman Demiray Kur’an-ı Kerim’den ayetler okudu.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın mersiye hanlık unvanın verdiği Celal Yılmaz’ın mersiyeler okunuşu ile süren etkinliğin müzik bölümünde ise Necip Karakaya Türk tasavvuf müziğinden örnekler sundu.

Farklı dini etnik ve kültürel gruplarından bine yakın izleyicinin izlediği konsere Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Süleyman Gökçe, Bulgaristan Türkleri ve Müslümanları tarafından yoğun olarak desteklenen Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Lütvi Mestan, milletvekilleri Hüseyin Hafızıf ve Stanislav Anastasof, Türk asıllı Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Orhan İsmailof ve bazı Müslüman ülkelerin büyükelçileri de katıldı.

11157344_10153143688216597_3034887448134124470_o

İnce ayrıntı

Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçisi Süleyman Gökçe’nin her iki yanında HÖH Genel Başkanı Lütvi Mestan ve HÖH’den ihraç edilen ve sonra yeni siyasi oluşum kuram Kasim Dal’ın oturduğu sunumu izlemeye gelenlerin ve haber.bg’nin gözünden kaçmadı.

Görsel kaynağı: Sevda Dükkancı

 

0 622

“AB’nin gelecekteki üyesi Türkiye sadece iç dengeleyici bir unsur olmayacak, aynı biçimde AB ve Orta Doğu arasında gerçek bir siyasi ve değer köprüsü görevi oynayabilecektir.”

Bulgaristan’ın AB tam üyeliği için imzalanan anlaşmalarının onuncu yılında Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Lütvi Mestan  Çarlık Sarayı Vrana’da bir oturuma katıldı. Özgürlük için Fridrih Nauman Güney Doğu Vakfı Tasarı Masası, Siyasi Çözümlemeler Erkinci (Liberal) Enstitüsü ve Avrupa Liberal Forumu tarafından düzenlenen etkinliği ayrıca eski başbakan Çar İkinci Simeon Saksgoburgota ile eski Romanya başbakanı ve mevcut Senato Başkanı Kalin Popesku-Tıriçano katıldılar.

“Avrupa Birliği’nde on yıllık zorunlu mücadele. Güney Doğu Avrupa’daki liberallerin deneyimi” konulu açık oturumuna katılan Lütvi Mestan, burada “Yeniden düşünmeye evet, ama Avrupa Birliği’nin genişlemesinin sona ermesine hayır” başlıklı konuyu işledi.

Birçok güncel olaya atıfta bulunan Mestan, Kosova-Arnavutluk-Sırbistan arasında yaşanan gerilime, Ukrayna’da yaşananlara, AB’nin Balkanların hem Batısına hem de Güneyine genişlemesinin önemine değindi.

Lütvi Mestan, ‘Yünker Tasarısı’ olarak bilinen beş yıllık AB sınırlarının Güney Doğu Avrupa’ya doğru genişleme erteletiminin kaldırılması için yeterince siyasi delilerin mevcut olduğunu da söyledi.

Mestan’dan Türkiye’nin AB üyeliğine EVET

“Bu mantık çerçevesinde Türkiye Cumhuriyetinin gelecekteki üyeliği konusunda mevcut olan karşılıklı konuşma ve görüşmelerinin üyelik ölçütleri ve Avrupa’daki çok kültürlü ortaklaşa yaşam ve çeşitlilik ilkeleri temelinde yoğunlaştırılmalıdır. AB’nin gelecekteki üyesi Türkiye sadece iç dengeleyici bir unsur olmayacak, aynı biçimde AB ve Orta Doğu arasında gerçek bir siyasi ve değer köprüsü görevi oynayabilecektir”, diyen Mestan, AB üyesi bir Türkiye’nin hem Avrupa hem de Orta Doğu güvenliği için çok önemli bir unsur olacağını belirtti.